Mayıs Ayı Dikkat Çeken Yargıtay Kararları
Yargıtay 4.HD, 2021/27112 E. 2022/12389 K. RG:32180 04/05/2023
Mahkemece öncelikle sözü edilen tasarruf konusu 4 nolu bağımsız bölümün ¼ hissesinin davalı …’a devrinden sonraki devirlere ilişkin resmi tapu devir senetlerinin dosyaya kazandırılması, daha sonra davacı alacaklı tarafından devir silsilesine göre 4. ya da 5. kişi konumundaki …’ın (devir silsilesi içinde başka dava dışı kişiler varsa o kişilerin de) kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi halinde bu kişilerin davaya dahil edilip edilmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde 4. ya da 5. kişilere tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde 3. kişi … yönünden davanın tazminata dönüştüğü kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 429. maddesi gereği kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Dava ve Karar:
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen karara yönelik olarak Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; davacı banka ile dava dışı borçlu … İnşaat Şti. arasında 06.11.2015 tarihinde genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davalı …’ın bu sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığını, dava dışı borçlu … İnşaat Şti’nin kredi sözleşmesinden kaynaklı borcunu ödemediğini, bunun üzerine borçlu ve kefil hakkında Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2017/2462 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu hakkında başlatılan takibin kesinleştiğini, haczi kabil malının bulunmadığını, ancak davalı …’ın borcun doğum tarihinden sonra 21.04.2016 tarihinde 13706 ve 13707 yevmiye numaralı işlemler ile dava konusu taşınmazlardaki hisselerini, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yakın akrabası olan davalı …’a satıp devrettiğini, bu devirlerin iyiniyet ve bedel gözetmeksizin bağış niteliğinde olduğunu belirterek, dava konusu taşınmaz hisseleri ile ilgili tasarruf işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davanın kabulü ile, davalı … tarafından Alanya Tapu Müdürlüğü 21.04.2016 tarih, 13706 yevmiye nolu resmi senetle İshaklı köyü, 68 parseldeki hissesinin tamamının …’a satışına ilişkin tasarruf işlemi ile davalı … tarafından Alanya Tapu Müdürlüğü 21.04.2016 tarih, 13707 yevmiye nolu resmi senetle Kellerpınarı mahallesi, 689 … 8 parsel, zemin kat, 4 nolu bağımsız bölümdeki 1/4 hissesinin …’a satışına ilişkin tasarruf işleminin iptaline, Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2017/2462 sayılı takip dosyasındaki alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına, karar verilmiş, hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından HMK’nın 363. (HUMK’un 427.) maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
Dava; İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nın 283/II maddesine göre iptal davasında; dava konusu mal veya hak, lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu olan o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman 3. kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4.kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edebilir.
Somut olayda, dosya içerisindeki güncel tapu kayıtları incelendiğinde; dava konusu taşınmazlardan Antalya İli, … İlçesi, … Mahallesi, 689 …, 8 Parselde kayıtlı zemin kat 4 nolu bağımsız bölümün ¼ hissesinin davalı borçlu … adına kayıtlı iken 21.04.2016 tarihinde 15.000,00 TL bedelle davalı 3. kişi …’a devredildiği, 14.07.2017 tarihinde ise sözü edilen taşınmazın tamamının dava dışı … tarafından satın alındığı anlaşılmakta ise de taşınmazın ¼ hissesinin dava dışı …’a devrine ilişkin resmi tapu devir senetleri dosya kapsamında olmadığından, bu hissenin davalı … tarafından dava dışı …’a mı, yoksa önce dava dışı başka kişilere devredilip en son …’a mı devredildiği anlaşılamamaktadır.
Bu durumda, mahkemece öncelikle sözü edilen tasarruf konusu 4 nolu bağımsız bölümün ¼ hissesinin davalı …’a devrinden sonraki devirlere ilişkin resmi tapu devir senetlerinin dosyaya kazandırılması, daha sonra davacı alacaklı tarafından devir silsilesine göre 4. ya da 5. kişi konumundaki …’ın (devir silsilesi içinde başka dava dışı kişiler varsa o kişilerin de) kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi halinde bu kişilerin davaya dahil edilip edilmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde 4. ya da 5. kişilere tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde 3. kişi … yönünden davanın tazminata dönüştüğü kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 429. maddesi gereği kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin 363. maddesi (1086 Sayılı HUMK’nin 427. maddesi) uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmî Gazetede yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 17.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9.HD, 2023/3808 E. 2023/4378 K. RG:32180 04/05/2023
Uyuşmazlık; asıl dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinde, karşı davaya konu ihbar tazminatı talebinin de başvurucuya iletilmiş olması ve arabuluculuk anlaşamama tutanağına yazılmış olması durumunda, karşı dava ile talep edilen ihbar tazminatı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi tarafından asıl dava konusu alacaklar bakımından arabulucuya başvurulması üzerine yapılan arabuluculuk görüşmelerinde, davalı işverenin karşı dava konusu ihbar tazminatı talebinin de görüşüldüğü, son tutanakta hem davacı işçinin talepleri hem de davalı işverenin karşı talebi olan ihbar tazminatı yönünden yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığının açıkça yazıldığı görülmektedir. Bu durumda, karşı davada talep edilen ihbar tazminatı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle karşı davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen alacak davasında asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İstinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait yetkili serviste oto tamir ustası olarak 03.06.2014 tarihinden iş sözleşmesinin sona erdiği 23.07.2019 tarihine kadar kesintisiz ve aralıksız olarak çalıştığını, son ücretinin 2.300,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini ancak hak ettiği tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, müvekkiline işten çıkarılmadan önce toplu olarak bir kısım evrak imzalatıldığını, müvekkilinin alacaklarının ödenmesi için arabuluculuk bürosuna başvurduğunu ancak herhangi bir anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin iddia edildiği gibi müvekkili Şirket tarafından feshedilmediğini, aksine davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirkete 04.07.2019 tarihinde verdiği istifa dilekçesi sonrası sona erdirildiğini, davacının istifa dilekçesinde kamuya geçme sebebi ile istifa ettiğini belirttiğini, iş sözleşmesini daha iyi koşullarda iş bulması sebebiyle fesheden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının istifası sonrasında içeride kalan bakiye yıllık izin ücretinin kendisine 07.08.2019 tarihinde 981,00 TL olarak ödendiğini, fazla çalışma ve hafta tatili taleplerinin reddi gerektiğini, hiçbir bildirimde bulunmadan istifa ederek iş sözleşmesini fesheden işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile karşı davada 5.000,00 TL ihbar tazminatının davacı- karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iş sözleşmesinin tazminat ödenmesi gerekmeksizin sona erdiğini ispat yükü davalı işverende olup davalı işverence dosyaya ibraz edilen istila dilekçesi, davacı ve davalı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının haklı neden olmaksızın kamuya atanması sebebiyle iş sözleşmesini sona erdirdiği, buna göre kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, feshe bağlı olmayan ücret alacakları yönünden ise fiili çalışmayı ispat yükü davacıda olup davacının haftada 5 saat fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil çalışması yaptığını ispatladığı, karşı dava konusu ihbar tazminatı talebini içerir arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğine dair evrakın dosyaya sunulmadığı, bu nedenle karşı davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise usulden reddine karar verilmiştir.
- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 06.10.2022 tarihli ve 2020/905 Esas, 2022/1326 Karar sayılı kararı ile asıl davaya ilişkin taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine; karşı davaya ilişkin davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise miktardan reddine karar verilmiş olmakla karşı dava yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen karar istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiştir.
IV.KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı; eldeki davadan önce taraflar arasında 05.08.2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı düzenlendiğini ve sonuç kısmında tarafların işveren Şirketin talebi olan ihbar tazminatı hususunda anlaşamadıklarını beyan ettiklerinin de yazılı olduğunu, tutanak aslının dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilmiş olduğunu, Mahkemece buna rağmen davalı-karşı davacıya herhangi bir ihtar dahi yapılmaksızın yapılan yargılama sonunda karşı dava yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, davalı-karşı davacıya herhangi bir ihtarda bulunulmadan ve karşı dava dilekçesi ekinde yer almasa da asıl dava taleplerini de kapsayıp dava dilekçesi ekinde yer alan Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı dikkate alınıp işin esasına girilerek, yapılacak inceleme ve değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karşı davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına bozulması istemi ile başvuruda bulunmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; asıl dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinde, karşı davaya konu ihbar tazminatı talebinin de başvurucuya iletilmiş olması ve arabuluculuk anlaşamama tutanağına yazılmış olması durumunda, karşı dava ile talep edilen ihbar tazminatı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
- Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (7036 sayılı Kanun) “Dava şartı olarak arabuluculuk” kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“(l)Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
….”
- 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin yirmi birinci fıkrasında; bu maddede hüküm bulunmayan hallerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 07.06.2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.
- 6325 sayılı Kanun’un “Arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesi” kenar başlıklı 15. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu; uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.”
- 6325 sayılı Kanun’un “Arabuluculuğun sona ermesi” kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“….
(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.
….”
- 02.06.2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 23. maddesinin üçüncü fıkrasında, başvurunun dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabileceği belirtilmiştir. Yönetmelik’in 20. maddesinde arabuluculuğun sona ermesi düzenlenmiş olup bu maddenin üçüncü fıkrasında arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına tarafların karar vereceği; ancak arabulucunun bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapacağı belirtilmiştir. Şu halde son tutanağın tarafların beyanına göre oluşturulması asıl ise de arabulucunun tutanağın içeriği ve düzenlenme şekli konusunda tarafları bilgilendirmesi de gerekir.
- Yönetmelik’in 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçlan konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar.” düzenlemesi bulunmaktadır.
3. Değerlendirme
- Somut uyuşmazlıkta davacı-karşı davalı işçi; 03.06.2014-23.07.2019 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız olarak çalıştığını ve iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde feshedildiğini; ancak hak ettiği tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, işten çıkarılmadan önce toplu olarak bir kısım evrak imzalatıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacağının davalı-karşı davacı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
- Davalı-karşı davalı işveren ise süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile karşı dava açmış; bildirimde bulunmadan ve haklı bir sebebi olmadan istifa ederek işten ayrılan davacı işçinin ihbar tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürerek ihbar tazminatının davacı işçiden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
- Asıl dava açılmadan önce davacı işçi arabulucuya başvurmuş ve anlaşma sağlanamadığına dair 05.08.2018 tarihli son tutanağı dava dilekçesi ekinde sunmuştur.
- Dava dilekçesi ekinde sunulan 05.08.2019 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı’na arabulucu tarafından “Taraf 2 Şirket vekili, [Şirketin] taraf 1 başvurucudan ihbar tazminatı talepleri olduğunu, bu hususun da tutanağa geçmesini talep ettiği görüldü. Tutanağa geçilerek ve karşı tarafa iletildi.” yazılmış ve devamında “Taraflar; Başvurucu tarafın talepleri olan, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, A Gİ ücreti, UBGT alacağı, maaş alacağı ve diğer ücretler hususunda ve ayrıca Taraf 2 …. OTOMOTİV (İşveren) şirketin talebi olan ihbar tazminatı hususunda anlaşamadıklarını beyan ettiler ve son tutanağa böyle geçsin dediler.” açıklamasına yer verilmiştir.
- İlk Derece Mahkemesince, dosyaya karşı dava konusu ihbar tazminatı talebini içerir arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğine dair evrak sunulmadığı gerekçesiyle karşı davanın, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
- Karşı dava, asıl davaya karşı açılmış bir dava olsa da asıl davadan ayrı ve bağımsız bir davadır. Buna göre karşı davanın konusunu dava şartı olan arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlık oluşturuyorsa, karşı dava yönünden de arabuluculuğa başvurma bir dava şartıdır. Ancak 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında; kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu düzenlenmiştir. Kanun’da yer alan “arabulucuya başvurulmuş olması” ibaresinden sadece dava açacak olan tarafın arabulucuya başvurmuş olması gerektiği sonucu çıkarılamaz. Önemli olan, dava konusu edilen uyuşmazlığın davanın taraflarınca arabuluculuk görüşmelerine konu edilip edilmediğidir.
- Zira Anayasa Mahkemesi, dava şartı olarak arabuluculuğa dair yasal düzenlemenin iptali isteğiyle ilgili olarak verdiği kararında düzenlemenin hak arama hürriyeti ve bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama niteliğinde olduğunu kabul etmiş; ancak “Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkansız hale getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğu söylenemez.” şeklindeki gerekçeyle bir çeşit sınır tayin etmiştir (Anayasa Mahkemesi, 11.07.2018 tarihli ve 2017/178 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararı, § 23,24).
- Somut uyuşmazlıkta davacı işçi tarafından asıl dava konusu alacaklar bakımından arabulucuya başvurulması üzerine yapılan arabuluculuk görüşmelerinde, davalı işverenin karşı dava konusu ihbar tazminatı talebinin de görüşüldüğü, son tutanakta hem davacı işçinin talepleri hem de davalı işverenin karşı talebi olan ihbar tazminatı yönünden yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığının açıkça yazıldığı görülmektedir. Bu durumda, karşı davada talep edilen ihbar tazminatı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle karşı davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363. maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın karşı davaya ilişkin hükmünün sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi